Perşembe, Şubat 26th, 2009

1 gün

dsc00599.JPG

Her gün rutin aslında. Mesela her sabah beşiktaş’a kadar yürümek istemiyorum. Beşiktaş’ın heryerini seviyorum ama, her sabah oraya yürümek zorunda olmam beni deli ediyor. Her sabah ya fırına girecek olmam ,ya da simitçiye girecek olmam… Bugün bu “olmam”‘a inat bişey almadım. Yemedim bişey. İnadım da kimeyse artık, aç kalan ben oldum.

Mesela her sabah servise aynı kişilerle binmem, her sabah aynı insanlarla karşıdan karşıya geçmem, fotokopicide çalışan çocuğun kardeşinin her sabah kahvaltı yapacağı kafeye girerken gözümün içine bakması ( evet gıcık oluyorum sana kırmızı montlu kız),  servise binişim, kulaklığı takıp moduma göre müziği açmam, köprüye doğru ilerleyiş…
dsc00608.JPG

Önümdeki adamın ısrarla her sabah aynı gazeteyi okuması (halbuki ne kadar normal), benim ısrarla ara sayfalardaki haberleri o gazeteden takip ediyor olmam… köprüya yaklaşırken ortaköydeki dev recep ivedik bilboardına gözümün takılması, her sabah ısrarla takılması… pfizer’in çatısında kahvaltı yapsam ne güzel olur diye iç geçirmem… ortaköy sahilde gevrek(evet gevrek) ve çayla güne başlama isteği… Sabah rutinini nasıl bozabilir ki insan? Bunu beceremedim bi türlü.

Seydahmet var bir de. Öğleden beri taksimde, her gün olduğu gibi.  Harçlığını, doşmuş parasını ve cicibebe parasını çıkarttığında dönecek evine. “Abi, bir insan bir günde 1 cicibebe nasıl yer” diyor… “ben 3 paket süt içermişim küçükken…”

Zeki, farkında ve çalışkan, belli. Babası içerde, yarın onu ziyarete gitmek zorunda, okula da gidemicek o yüzden. Bilgisayar mühendisi olmak istiyor, kendi oyununu kendi yapıcak. Şu oyun güzelmiş, bu oyun kötüymüş demek zorunda kalmayacak. Bilgisayarı yok ama aterisi var evde. Mario oynuyor.

Çorba istiyor. En güzeli o. Koyucaksın acıyı..hem soğukta da iyi gelir. Ama biberi bol, karabiber de istiyor…

“Zor mu bilgisayar mühendisliği?”. Sen iste yeter ki. sakın bırakma okulu…

Bir de puding istiyor, onu da paket yaptırdı kardeşine.Dik tutuyor ki dökülmesin… Ekliyor bir de..  selpak isterlerse sizden aldığınızı gösterin, harçlık isterlerse de “sen bana harçlık ver” dersiniz…

Telefonunu alıyorum, arıcam seni,istediğin zaman ara. “ben seni ödemeli ararım zaten.” “sen sıkılınca ara beni” . “abi her sıkılınca da aranmaz ki” …

——-

Sen konuş 2 saat dertten tasadan, sonra biri gelsin yanına, desin ki gözleriyle “senin derdin bu mu be abi? ” işte ben de onu demek istiyorum Eylem. koy .ötüne :)

» kategori Hayat, Fotoğraf by omurdenden at 2:42.

başa dön

6 yorumlar
to 1 gün

  1. pinosh

    on Çarşamba, Nisan 1st, 2009 at 11:36:

    gevrek :)
    hadi gel artık sen de özlemişin canım ege’yi ;) Sana şöyle bol gevrek ve boyozlusundan, izmir tulumlusundan bir kahvaltı bizden :)

  2. on Çarşamba, Nisan 1st, 2009 at 12:09:

    cumartesi sabahı ordayım :)
    kahvaltı içinsöz vermiyim de, cumartesi gecesi alsancakta oluruz, arıcam gelince sizi, işiniz olmazsa gelirsiniz. Tosuncuğumu da bi göreyim yıllar oldu neredeyse :)

  3. pinosh

    on Çarşamba, Nisan 1st, 2009 at 12:20:

    Oooooo, süper. Tabi ki görüşürüz ;)
    Zaten geçen döndüğümde ist’ten, halille tanıştım dedim aybo’ya. Yuh ya, ömürle halili yıllardır ben görmüyom be dedi :))

  4. elif

    on Pazartesi, Mart 15th, 2010 at 17:27:

    bunu yaklaşık 1 yıl önce yazmışsın. ben senin blogunu ilk okuduğumda bu son yazdığın posttu.

    o zaman neşe’nin arkadaşıydın. biz arkadaş değildik. şimdi arkadaştan öte, hayatımın renklerinden birisin dostum.

    “oha be :D

    bak ben bilmiyorum bu hikayeyi :) “

  5. on Pazartesi, Mart 15th, 2010 at 17:35:

    demek herkesin bilinmeyen bi hikayesi varmış, ama ben o sapığın hikayesini merak ettim epey :P

  6. cemre

    on Cuma, Temmuz 9th, 2010 at 06:46:

    az önce shutter island’ı bitirdim şimdi bunu okuyunca çok enteresan geldi… (bi delinin gözünden bakman lazım dediğimi anlamak için)

yorum yazın







...

© Ömürden’den | Powered by WP 2.0.5. | Tree by Headsetoptions a minimal theme based on HyperBallad | Ingredients: XHTML + CSS | Top